?

?

3 Şubat 2016 Çarşamba

hezeyan için bir şiir

bir meyhane ya da barda. otururuz bir masaya. yok yok, şu söylediğin yerde olur. bilmemne belediyesi yazılı bank var ya. doldururuz kadehlerimizi. seninle içerim ilk rakımı böylece. anlatmaya başlarız konuşmadan. savaşları savaştırırız. bu daha büyük, bunda daha fazlası öldü. çocuklardan bahsederiz elbet. çocuklardan ve çıplak ayaklardan. açlığa geçeriz sonra. yine çocuklardan bahsederiz. onlar da olmasa tanımlayamayız felaketin büyüklüğünü. tüm açlığımıza kadeh kaldırırız. biraz kadınlardan bahsederiz. feminizmi tanımlarız elbet. erkeğiz ya? anlamayız. kadın demişken tecavüze geçeriz. pedofili, zoofili, nekrofiliyi buluruz sözlükten. utanarak sorarız -sence zevkli oluyor mudur? belki edepsiz hikayeler anlatırız burda. neyse neyse. ineklerden bahsetmedik. veganizmi tartışırız. bir yudum içeriz kadehimizden. beyaz peyniri bırakırız artık. inekleri anmışken otlara da geçeriz. ağaçlar dikeriz, çiçekler sularız, apartmanlar deviririz. bi ara tanrıya geçeriz, anlatacak bir şey bulamayınca başka konu ararız. masonları suçlarız. doları, doların yeşilini, komploları, teorileri, komplo teorilerini, amerikalıları ve amerikanları. sonra şehirlerden bahsederiz, şu hep yaşamak istediklerimizden. art nouveau’dan,  atina’dan, atina demişken enburrie’den ve simgelerden. küçük deniz kızına yeni kafa hediye ederiz.  kırmızı boyalarını carlsbergle sileriz. eiffel’in dünyanın penisi olduğunu düşünüp dalga geçeriz küçüklüğüyle. sonra… sonra şeylerden bahsederiz. (sen çokça utanırsın elbet) ölümden, uyuşturucudan,  aidsden, oral sexten, edepsiz oyuncaklardan, pornolardan. beyazın masumluğundan; spermin beyazlığından. buluruz işte bi şeyler. şarkılardan bahsederiz, avangart ilahiler söyleriz. sen bir şeyler çalarsın belki. sessizleşiriz. yine ayın 28’i olduğunu fark ederiz.